TÜPRAŞ’ta TİS süreci eylemlerle sürüyor

TÜPRAŞ işçilerinin kazanılmış hakları ve talepleri arkasında kararlılıkla durmaları gerekiyor. Bunun bir gereği olarak iş yavaşlatmaya dayalı yapılan eylemler daha sonuç alıcı biçime kavuşmalı, sınıfın üretimden gelen gücünü yansıtmalıdır. Kazanmanın yolu, grev yapmanın yasak olduğu TÜPRAŞ’ta yasallık aramaya son vererek, işçi sınıfının fiili-meşru mücadele çizgisini kuşanmaktan geçmektedir.

TÜPRAŞ’ın İzmir, Kocaeli, Kırıkkale ve Batman rafinerilerinde çalışan yaklaşık 4.300 işçiyi ilgilendiren toplu iş sözleşmesi, süreci arabulucu görüşmelerini de geride bırakarak, Yüksek Hakem aşamasına sarktı. Bu dönem TÜPRAŞ kapitalistinin KİPLAS’a (Türkiye Kimya Petrol Lastik ve Plastik Sanayi İşverenleri Sendikası) üye olmasından kaynaklı TİS süreci geçmiş senelere göre daha farklı ilerliyor.

KİPLAS’la birlikte TÜPRAŞ yönetimi ile Petrol-İş Sendikası arasında gerçekleşen 9 oturumun büyük çoğunluğunda hiçbir madde üzerinde anlaşma sağlanamadı. Bu durum geçmiş PETKİM sözleşmesini akıllara getirdi. PETKİM’de zam oranı değil, bir brüt maaş verilmesi teklif edilmişti. KİPLAS PETKİM’deki görüşmelerde de dayatmalarını sürdürmüş, süreci sermaye devletinin bir aracı olan Yüksek Hakem’e götürmüş, sendikayı baskı altında tutarak sözleşmenin imzalanmasını sağlamıştı. Petrol-İş Sendikası bu sürecin TÜPRAŞ’ta da benzer şekilde işletilmeye çalışıldığını eylemlerde sık sık ortaya koydu.

Her oturumun ardından TÜPRAŞ’ın dört rafinerisinde aynı anda bir günlük eylemler yapıldı. Yaklaşık son bir ayda ise haftada birkaç gün eylem yapıldı. Geçtiğimiz hafta her gün eylem yapıldı. Bu eylemlerde gündüz vardiyası kapı önüne gelerek işbaşı yapmadı, gece vardiyası çalışmaya devam ederek üretim zora sokulmuş oldu. Bu dönem dört rafineride birlikte hareket etme noktasında bütünlüklü davranılma öne çıkıyor. Dört ayrı şubeye bağlı olunsa da aynı tutum ve eylemi uygulama açısından bugüne kadar iç bütünlük korunabildi.

Üretim ve kâr rekorları eşliğinde işçilerin kazanılmış haklarına saldırı ve düşük ücret dayatması

Sendikalı işyerlerinde günden güne yaygınlaşan 3 yıllık sözleşme süresi TÜPRAŞ sermayesi tarafından da talep ediliyor. TÜPRAŞ yönetimi sözleşme süresini uzatarak işçilerin sendikal örgütlülüğünü dağıtmak isterken, aynı zamanda önümüzdeki yıllar için düşük ücretler vermeyi hedefliyor. Bir oturumda işçilere bir brüt maaş verilerek zam yapılmaması teklif edildiyse de sendika bunu “rüşvet” olarak niteleyip reddetti. Bunun yanı sıra, yıllardır süregelen vardiya sistemi hiçbir dayanağı olmadan değiştirilmek isteniyor. Bir diğer saldırı da mazeret izinlerine yönelik. 8 günlük iznin 3 güne düşürülmesi dayatılıyor. Tüm bu kazanılmış haklara yönelik saldırılara ve rüşvet teklifine TÜPRAŞ işçisi eylemlerle cevap verdi, vermeye devam ediyor.

TÜPRAŞ işçileri: “Krizin bedelini ödemeyeceğiz!”

Krizin derinleştiği, her gün yeni zamların yapıldığı Türkiye’de TÜPRAŞ işçileri, şirketten %50 zam isteyerek, yaptıkları açıklamalarda “Krizin bedelini ödemeyeceğiz” dediler. Petrol-İş Aliağa Şubesi TÜPRAŞ sözleşmesi taslağını işçilerin talepleri doğrultusunda hazırladı. Ardından genel merkezde diğer şubelerle tartışılarak, talepler birleştirilerek son hali verildi. Bu dönemde işçilerin ücretlerinin erimesine karşı bir mücadele potansiyelinin olduğu gözlemlenirken, gelinen yerde bu, eylemlerle de somutlanmış oldu. Kıdem tazminatının gaspı gündeme geldiğinde işçiler eylemlerinde bu konuyu da gündeme getirdiler.

Hazırlık aşamasıyla, uyarı eylemleriyle, TÜPRAŞ kapitalistini protestolarla ayları bulan TİS sürecinde arabulucu görüşmeleri de son bulurken, sendikanın açıkladığı bilgilere göre haftaya pazartesi uyuşmazlık raporu sendikaya tebliğ edilecek ve 6 işgünü içerisinde, yani 27 Mayıs’a kadar Yüksek Hakem’e başvurulmuş olunacak. Süreç ilerledikçe eylemlerin daha da sertleşeceği öngörülüyor.

Sermayenin saldırılarına karşı sınıf dayanışması yükseltilmeli!

TÜPRAŞ işçisine dayatılan 3 yıllık sözleşme süresi, vardiya değişikliği ve düşük ücretler özellikle sendikalı işyerlerinde her seferinde karşımıza çıkıyor. Sendikalı veya sendikasız tüm fabrikalarda krizin etkisiyle birlikte patronlar işçilerin var olan haklarına saldırırlarken, işçilere her yerde sefalet ücretleri dayatılıyor.

Öte yandan sermayenin tek adam diktatörlüğü, patronları gerek kolluk güçleriyle gerek yargısıyla gerekse işleyişiyle kollamaya devam ediyor. Her türlü eylemin bastırıldığı, kıdem tazminatı gibi haklarımızın gasp edilmeye çalışıldığı, grevlerin yasaklandığı, krizin faturasının zamlarla, düşük ücretlerle işçi sınıfına ödetilmeye çalışıldığı bu dönemde TÜPRAŞ işçisini daha çetin bir mücadele bekliyor.

TÜPRAŞ işçilerinin kazanılmış hakları ve talepleri arkasında kararlılıkla durmaları gerekiyor. Bunun bir gereği olarak iş yavaşlatmaya dayalı yapılan eylemler daha sonuç alıcı biçime kavuşmalı, sınıfın üretimden gelen gücünü yansıtmalıdır. Kazanmanın yolu, grev yapmanın yasak olduğu TÜPRAŞ’ta yasallık aramaya son vererek, işçi sınıfının fiili-meşru mücadele çizgisini kuşanmaktan geçmektedir. Dahası, sermayedarların ve iktidarın tüm saldırılarına karşı işçi sınıfı topyekûn mücadele etmedikçe, tam anlamıyla kazanmaktan bahsetmek söz konusu olamaz. Bu nedenle başta Petrol-İş Sendikası’nda örgütlü işçiler olmak üzere tüm işçi sınıfı TÜPRAŞ işçisiyle dayanışmayı ve mücadeleyi yükseltme sorumluluğu ile karşı karşıyadırlar.

Petrokimya İşçileri Birliği