TKİP dava tutsağı Evrim Erdoğdu’dan Klisom işçilerine mektup

TKİP dava tutsağı Evrim Erdoğdu “Devrimci tutsaklar onurumuzdur!” diyen Klisom işçilerine, “Sermaye düzenine direnmeyen herkes tutsak, direnme iradesi gösteren herkes özgür” başlığıyla mektup yazarak yanıt verdi.

TKİP dava tutsağı Evrim Erdoğdu, Klisom işçilerine mektup yazdı. Şakran Hapishanesi’nde tutuklu bulunan Erdoğdu’nun 13 Şubat’ta yazdığı, hapishanenin keyfi tutumuyla bekletilip 21 Mart’ta postaya verilen mektubu elimize ulaştı.

“Sermaye düzenine direnmeyen herkes tutsak, direnme iradesi gösteren herkes özgür” diyen TKİP dava tutsağı, Klisom işçilerinin “Devrimci tutsaklar onurumuzdur!” çağrısına yanıt verdi.

İşçilerin çalışma ve yaşam koşullarının, hapishanelerdeki tecrit ve baskı politikalarından hiçbir farkı olmadığını dile getiren Erdoğdu, gönderdiği mektubunda hapishane ve sömürü koşullarını ele aldı.

Klisom işçilerine seslenen Erdoğdu’nun “Sizlerle doğrudan iletişim kuramasak da bilincim ve yüreğimle sınıfa karşı sınıf mücadelenizin yanında, sizlerin omuz başınızdayım. İşçilerin birliği sermayeyi yenecek!” ifadeleriyle noktalanan mektubunun tamamı şu şekilde:

“Sermaye düzenine direnmeyen herkes tutsak,
direnme iradesi gösteren herkes özgür”

 

OSTİM/Klisom işçilerine...

Kardeşler; sınıf kavgasının sıcaklığı ile dolu mektubunuz, kartlarınız, “Devrimci tutsaklar onurumuzdur!” haykırışınız zindan duvarlarının arkasına coşkumuza çoşku katarak ulaştı. İşçi sınıfının mücadele sahnesine çıkarak, devrimci işçi hareketinin gelişmesi, içinden geçtiğimiz süreçte çok daha yakıcı iken, bunun bilincinde olan siz öncü işçilerin karanlığı dağıtan mücadele kararlılığı çığır açacak bir işleve sahip. Emperyalist egemenliğin ve sömürünün çarkları arasında fabrikalara hapsedilen, köle gibi çalıştırılan işçi sınıfı, öte yandan sermaye sınıfının ırkçı, milliyetçi, faşist, bağnaz dinci gerici düşünce sisteminin çevrelediği demir bir kafes içinde beyni teslim alınmaya, tutsaklaştırılmaya çalışılıyor.

Özellikle çalışma ve yaşam koşullarınızın hapishanelerdeki tecrit ve tredman politikasından hiçbir farkı yok. İşsizlik tehdidi, ödenmeyen ücretler, ücret kesintileri, çoğu yerde çay molası bile olmadan 10-12 saat çalıştırılmak, kameralarla sürekli izlenmek, kapıda üst araması, üretim şefleri, usta başlarınca denetlenmek ve sayısız uygulama sınıfın yaşamını zindana çeviriyor, hücreleştiriliyor. Açlık koşullarında iş cinayetlerinde sermayenin kasaları dolsun diye canından olarak çalıştırılan işçilerin köleliğe karşı birleşerek örgütlenmesine engel olmak için uygulanan cezalandırma politikasının hapishanelerde de aynı amaçlarla sistematik bir şekilde devrimci tutsakları teslim almak için kullanılması, hücre-tecrit-tredman politikasının hedefinin içerisiyle-dışarısıyla bir bütün olduğunun kanıtıdır. Hepsi de sınıfı köleliğe razı etmenin türlü biçimleri olarak karşımıza çıkıyor.

Hapishanelerde ağır disiplin yönetmelikleri “cezayı cezaya” çeviriyorlar. Dışarıda ise bunu kanun hükmünde kararnamelerle, iş hukukunda yaptıkları değişikliklerle, ’82 anayasasında güdük bir şekilde bulunan hakların dahi sınıfı boyun eğdirmek için hiç edilmesiyle, OHAL’le, çalışma koşullarının ağırlaşmasıyla yapıyorlar. İşçi güvenliği ve sağlığı önlemleri alınsın deseniz “suçlusunuz.” Ücretlerimiz düşük, sömürü “azami” deseniz yine “suçlusunuz.” Düzenin yasaları, teşvikleri patronlardan yana. Kırıntı yasal hakkımızı kullanmak istediğimizde bile fiili direnişe geçmek, mücadele etmek gerekiyor. Haklarımız her zaman bir takım koşullara bağlı. Sefalet ücretlerine, ücret kesintilerine, vergi yüküyle soyulmamıza, zorunlu BES’e ses çıkarmamamızı istiyorlar. Tıpkı hapishanelerde telefon, görüş, mektup gibi hakların sayısız  dayatmalara bağlanması gibi. Ehlileştirmek, resmi ifadesiyle “iyileştirmek” adıyla yapılan bu uygulamalar içerisiyle ve dışarısıyla bir bütünsellik içinde uygulanıyor sermaye iktidarı tarafından. Sermaye düzenine direnmeyen herkes ‘tutsak’ direnme iradesi gösteren herkes ‘özgür.’

Kardeşler;

Sizin sıcak ziyaretinize gecikmiş olsam da dışarıdaki mücadelenizde omuz omuza olduğumuzu bilmenizi isterim. İçeride dışarıda hücreleri parçalamanın yolu, emperyalist kapitalist barbarlığın bir karanlık bulut gibi üzerimize düştüğü günlerde ancak ve ancak devrimci sınıf hareketini yaratmaktan geçiyor. Kazanılmış hakların yok edilip, her türlü siyasal gericilikle geleceğimizin elimizden alınmaya çalışıldığı günlerde kurtuluşumuz devrimdedir. Sizlerle doğrudan iletişim kuramasak da bilincim ve yüreğimle sınıfa karşı sınıf mücadelenizin yanında, sizlerin omuz başınızdayım.

İşçilerin birliği sermayeyi yenecek!

13 Şubat 2017
TKİP Dava Tutsağı Evrim Erdoğdu