Kocaeli 1 Mayıs’ından izlenimler…

Kocaeli 1 Mayıs’ı, ağır saldırılarla yüz yüze olan işçilerin, henüz bunu püskürtme kararlılığını yansıtan bir eylemliliğine sahne olmasa da, bunun potansiyelinin dünden daha güçlü olduğunu gösterdi. Türkiye’nin lokomotifi olan fabrikalardan gelen işçilerin doldurduğu alandan yansıyan tepkiler bunun boyutları hakkında bir fikir verdi.

İşçi sınıfının önemli merkezlerinden biri olan Kocaeli, bu yıl Türk-İş’in merkezi olarak 1 Mayıs mitingini Kocaeli’de gerçekleştirme kararı ile Türkiye’nin en kitlesel işçi 1 Mayıs’ına sahne oldu. Bu aynı zamanda Kocaeli’de yakın zamanda gerçekleştirilen en kitlesel işçi mitinglerinden biri oldu.

Türk-İş her ne kadar saldırılardan kaynaklı böyle bir miting kararı aldığını dile getirse de, sendikal ağalık düzeninde tuttuğu yer ve rol gereği saldırılara karşı durmak niyetinde değil.

Yıllardır sefalet ücretleri ile geçinen, sarı sendikaların denetimi altında krizin yükünü çeken işçiler, bu 1 Mayıs’ta bu durumdan ne kadar rahatsız olduklarını belirgin biçimde gösterdiler. Mitingin başından sonuna kadar işçiler, kıdem tazminatının gaspı, işsizlik fonunun yağması, zorunlu BES gibi sorunları, sendikalar adına slogan attıranların dışında kendileri de dile getirdiler. Sendikaların hazırladıkları dövizlerle yetinmeyip kendileri de taleplerini yazdılar, sloganlarını haykırdılar.

İşçiler katılımın yoğunluğundan kaynaklı yürüyüş kolunda fazla bekleseler de bu durumdan şikayetçi değillerdi. Özellikle hakların saldırı altında olduğu bir dönemde katılımın yoğun olması işçiler üzerinde olumlu bir etki yarattı. Kendi aralarında duygularını “Vay be ne kalabalık” diye ifade ederken, başka işçiler de “Tabi ne olacaktı? Adamlar bizi köle yapmak istiyor. Herkes gelecek, herkes gelmeli” şeklinde söze giriyordu.

Sendika bürokratları biriken tepkiyi sezdikleri içindir ki, işçilerin başka fabrika ve şubelerden işçilerle aynı duyguları paylaşıp, aynı sloganı atmalarına engel olmak için hızla yürüyüşü başlattılar. Mitingin en kitlesel katılımcısı olan Türk Metal üyesi işçiler fabrika fabrika veya şube şube ayrı yürüdüler.

Petrol-İş, Tek Gıda-İş, Harb-İş, TÜMTİS ve Selüloz-İş sendikaları düzenli kortejlere sahiptiler ve taleplerini coşkuyla attıkları sloganlarla dile getirdiler.

Mitingin dikkate değer özelliklerinden birisi ise, YEP adı altında toplanan sınıfa yönelik saldırıların Erdoğan’ın damadı Albayrak nezdinde cisimleşmesi oldu. Tüm kortejlerden sıklıkla “Damat şaşırma, sabrımızı taşırma” sloganı haykırıldı.

Ayrıca yaygınlaşan çocuk istismarı ve kadına yönelik taciz-tecavüz, işçilerin bir başka temel gündemiydi. Bu konuda aileleri ile katılanlar kendi yazdıkları dövizlerle yürüdüler. Bu durum 34 sendikanın tüm üyelerinde gözlemlendi. İşçi sınıfının istismar, taciz ve tecavüze karşı ciddi bir hassasiyetinin olduğunu gösterdi.

Miting esnasında yapılan konuşmalar işçiler tarafından çok dikkate alınmadı. Sadece kendilerini ilgilendiren konularda dikkat kesiliyorlardı. Sendika ağalarının bir şey yapma niyetinde olmadıklarını biliyorlardı. Nitekim konuşma yapan başkan Ergün Atalay da genel sekreter Pevrul Kavlak da elle tutulur bir şey söylemedi.

“Biz gündeme getiririz, hükümet çözer” mantığındaydı konuşmaları. “Hayır biz bunu değil şunu istiyoruz!”, “Sorunu fon değil şu çözer” vb. bir öneri veya istekleri dahi yoktu.

Kocaeli 1 Mayıs’ı, ağır saldırılarla yüz yüze olan işçilerin, henüz bunu püskürtme kararlılığını yansıtan bir eylemliliğine sahne olmasa da, bunun potansiyelinin dünden daha güçlü olduğunu gösterdi. Türkiye’nin lokomotifi olan fabrikalardan gelen işçilerin doldurduğu alandan yansıyan tepkiler bunun boyutları hakkında bir fikir verdi.

Kocaeli’den bir sınıf devrimcisi