İstanbul seçimi… Faşist baskı ve zorbalığa karşı mücadeleyi büyütelim!

İşçi sınıfı ve emekçiler sermayenin demir yumruğu AKP iktidarının kaybetmesi için elinden geleni yapmalıdır. Açığa çıkan tüm olanakları sermayenin işçi sınıfı üzerindeki sömürü ve baskısını sonlandırma mücadelesini güçlendirecek biçimde değerlendirmelidir. İnsanca çalışma ve yaşam koşulları, grev hakkı, söz ve örgütlenme özgürlüğü, güvenceli iş ve gelecek için mücadeleyi büyütmelidir.

Düzenin yasa ve kuralları dahi hiçe sayılarak Erdoğan’ın talimatıyla İstanbul seçimleri iptal edildi. 17 yıllık iktidarı boyunca sermayeye hizmette sınır tanımayan AKP, işçi sınıfı ve emekçiler için yıkımdan, yoksulluktan, açlıktan ve köleliğin derinleşmesinden başka hiçbir icraat gerçekleştirmedi. İktidarda olduğu süre boyunca işçi ve emekçiler başta olmak üzere diğer toplumsal kesimlere karşı çok ağır saldırıları devreye soktu. Faşist baskı ve zorbalıkta sınır tanımadı. Ekonomik krizin faturası en ağır biçimde işçi ve emekçilere kesildi. Devletin bütün kaynaklarını sermaye sınıfına, daha özelinde ise kendi etrafında toparladığı kesimlere, cemaatlere, çetelere vb. aktardı. AKP döneminde işçi sınıfı ve emekçilerin çalışma ve yaşam koşulları ağırlaşırken sermaye çevrelerinin ve özelinde etrafındaki gerici çıkar ve rant çevrelerinin kasaları kabardıkça kabardı. Gelinen aşamada bütün kirli ilişkileri, soyguncu, rantçı, baskıcı uygulamaları üzeri örtülemez biçimde ortalığa saçılmış bulunuyor.

Sınıfa karşı sınıf” mücadelesini büyütelim!

İstanbul seçiminin iptal edilmesinin en önemli nedenlerinden biri; siyasal ve moral olarak güç kaybeden, emekçiler üzerindeki gerici ideolojik hegemonyası zayıflayan, dış politikada batağa saplanan, içeride ise faşist baskı ve zorbalıkta sınır tanımayan AKP iktidarının kendisini kurtarma ve ömrünü uzatma çabasıdır. Bunun içindir ki dünyanın gözü önünde yalan, baskı ve zorbalıkla istediğini elde etmeye çalışmaktadır. Tepki gösteren toplumsal kesimleri tehdit etmekte ve devlet olanaklarını kullanarak ezmeye çalışmaktadır. Fakat toplumun farklı kesimleri için bu icraatlar artık kabul edilemez, katlanılamaz hal almıştır. Baskı ve zorbalığa karşı tepkiler büyümekte ve kendine bir kanal aramaktadır. Bu arayışın “sınıfa karşı sınıf” eksenine oturtulması, geleceği kazanmak ve geçici-kısmi rahatlamaları kalıcı kazanıma dönüştürmek için hayati bir yerde durmaktadır.

AKP iktidarının açık baskı ve zorbalığa dayanan iktidarının sarsılması, zayıflatılması toplumun çok farklı kesimleri için önemli bir rahatlama ve soluklanma alanı yaratacaktır. En başta da, en ufak hak talebi dahi en ağır biçimde bastırılan, grevleri yasaklanan, geleceksizliğin pençesine her gün daha fazla itilen işçi ve emekçilerin uzun yıllardır iktidarın baskı ve zorbalığı altında kaybettiği moral gücü yeniden kazanmasını sağlayacaktır. Fakat işçi sınıfı ve emekçilerin örgütlü birliği ve mücadelesi sağlanamadıkça bunların hepsi tali ve geçici olmaya mahkûmdur. Bunun içindir ki verilecek mücadele esası yönünden kapitalist sömürü düzenini hedef almalı, işçi-emekçileri örgütlü ve kendi davasına sahip çıkan bir sınıf olarak mücadeleye çekme eksenine oturtulmalıdır.

İşçi sınıfı ve emekçiler sermayenin demir yumruğu AKP iktidarının kaybetmesi için elinden geleni yapmalıdır. Açığa çıkan tüm olanakları sermayenin işçi sınıfı üzerindeki sömürü ve baskısını sonlandırma mücadelesini güçlendirecek biçimde değerlendirmelidir. İnsanca çalışma ve yaşam koşulları, grev hakkı, söz ve örgütlenme özgürlüğü, güvenceli iş ve gelecek için mücadeleyi büyütmelidir.

Devrimci Tekstil İşçileri Sendikası – DEV TEKSTİL
20 Mayıs 2019