Devletten çocuk işçilikle mücadele yalanı!

Çocuk sömürüsünün son bulması için çocuk işçiliği kâr etmenin bir yolu olarak gören kapitalist düzene, patronları her türlü yasalarla koruyan sermaye devletine ve yalanlarla sömürünün üstünü örtmeye çalışan sermaye sözcüsü hükümete karşı örgütlü mücadele vermeliyiz.

“Kendi ve bedeni küçük ruhu kocaman çocuk”, çocuk işçiliğe karşı mücadelenin simgesi Iqbal Masih’e…

 

2018, çocuk işçilikle mücadele yılı ilan edildi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, “Çocuk İşçiliği ile Ulusal Mücadele Programı” genelgesini Resmi Gazete’de de yayınlayarak 2023 hedefli yürürlüğe soktu.

Bakan Jülide Sarıeroğlu genelgeyi şu cümlelerle anlattı: “Dünya üzerinde çocuk işçiliği ile mücadelede kararlı adımlar atan ülkelerin başında gelen Türkiye, çocuk işçiliği ile mücadelede kendi politikalarını oluşturmakta ve bu politikaları başarıyla hayata geçirerek dünya ülkelerine örnek olmaktadır. ‘Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Ulusal Programının Etkin Uygulanması ve 2018 Yılının Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Yılı İlan Edilmesi’ne ilişkin sayın Başbakanımızın imzasıyla yayımlanan genelgenin bugün yürürlüğe girmiş olması da hükümetimizin konuya ilişkin hassasiyetini ortaya koymaktadır. Genelgeyle amacımız, 2018 yılında şimdiye kadar gerçekleştirilen çalışmalara hız kazandırmak, yapılan çalışmalarda çocuk işçiliğiyle mücadele konusuna öncelik vermek ve toplumun tüm kesimlerinin konuyla ilgili farkındalıklarını arttırmak olacaktır.”

Tam timsah gözyaşı misalı bir durum. Çocuk işçiliğe karşı mücadele ettiğini ilan edenler, çocuk işçiliğin önünü açan ve küçük yaşlarda çalışmayı yasallaştıranlardır. Sorunu yaratanlar çözümün parçası olamazlar.

Biliyoruz ki sanayi devriminin ilk yılları ile birlikte çocuk işgücü, kadın işgücü ile birlikte üretime çekildi. Neden çocuk ve kadın? Çünkü ucuz işgücü. Ve de çocuklar minik elleri ve bedenleri ile en küçük yerlerde, en girilmez deliklerde çalıştırılma avantajı sağlıyordu patronlara.

Mücadele reklamdı, çıraklık asıl film!

Günümüzde çocuklar en çok tarımda, sokakta ve sanayide çalışıyor. Türkiye’deki çocuk işçi sayısı 2 milyona yaklaşmış durumda. Hemen hepsi kayıt dışı ve sigortasız. Son 5 yılda 260 çocuk iş cinayetinde yaşamını yitirdi.

Çocuk işçilikle mücadele bayrağı çekildiği söylenen Türkiye’de çocuk işçiliğin yasal adı olan çıraklık işletiliyor, hatta aday çıraklık ile çalışma yaşı yasal olarak 9’a düşürülmeye çalışılıyor. Görüldüğü üzere çocuk işçilik engellenmiyor, yasallaştırılıyor! Meslek lisesi öğrencileri staj adı altında bu sömürü çarkının içinde. Kayıt dışı çalıştırılan çocukların tespiti ve eğitim hayatlarına devam etmelerini sağlayacak bir yaklaşım ortada yok.

Türkiye’de göçmen nüfus her geçen gün artıyor. Ortadoğu’daki savaş ve Afrika ülkelerindeki yoksulluk göç oranını yükseltiyor. Türkiye’de yaşayan göçmen nüfusun çocukları ise kötünün de kötüsü koşullarda işlerde çalıştırılıyor.

DİSK-AR’ın verilerine göre;

-Okula gitmeyen çocuklar için haftalık çalışma süresi 54 saat

-Çocukların % 3,4’ü yaralanmış ya da sakatlanmıştır

-Çocukların üçte birine işyerinde yemek verilmiyor

-Yarısından çoğu 400 TL altında ücret ile çalıştırılıyor

Çıraklık, ilk organize olmuş mesleki eğitim olarak tanımlanmaktadır. Çıraklık eğitimi ile bireyde hem iş hem de yaşadığı toplum için gerekli olan davranışların kazandırılması hedeflenilmiştir. Böylece nitelikli işgücü ihtiyacı karşılanırken din ile yoğrulmuş, düşünmeyen, sorgulamayan toplumun tohumları atılıyor.

Çocuk işçiliğe karşı Iqbal Masih’in bayrağını yükseltelim!

Kendisi Pakistanlı bir çocuk işçi olan ve kısacık ömrünü çocuk işçiliğe karşı mücadeleye adayan Iqbal Masih’in yaşam öyküsü tüm çocuk işçilere yol göstericidir. Çocuk sömürüsünün son bulması için çocuk işçiliği kâr etmenin bir yolu olarak gören kapitalist düzene, patronları her türlü yasalarla koruyan sermaye devletine ve yalanlarla sömürünün üstünü örtmeye çalışan sermaye sözcüsü hükümete karşı örgütlü mücadele vermeliyiz.

Z. İnanç