TKİP’nin işçilere, emekçilere, gençliğe ve kadınlara çağrısı… Sömürüye, savaşa, baskı ve zorbalığa karşı 1 Mayıs’ta mücadele alanlarına!

Partimiz 2019 1 Mayıs’ının sermaye düzenine karşı görkemli bir direniş günü olarak örgütlenmesi için sizleri safları sıklaştırmaya, mücadeleyi büyütmeye ve sınıf barikatlarını güçlendirmeye çağırmaktadır. Çünkü, sermaye düzeninin ve dinci-faşist iktidarının kölelik dayatmaları, faşist baskı ve terörü başka türlü püskürtülemez. Çünkü, yaşamı cehenneme çeviren sömürü zincirleri başka türlü kırılıp atılamaz.

İşçiler, emekçiler, gençler!

Sömürü, savaş, baskı ve zorbalık üzerine kurulu olan emperyalist-kapitalist sistemin çok yönlü krizi dünya ölçeğinde derinleşiyor. Buna bağlı olarak kapitalist sömürü politikaları hemen her ülkede sistemli bir şekilde yoğunlaştırılıyor. İşçi ve emekçilerin ücretleri eriyor, çalışma saatleri uzatılıyor, çalışma koşulları her geçen gün ağırlaşıyor. Servet ile sefalet arasındaki uçurum görülmemiş boyutlara ulaşırken; açlık, yoksulluk ve yoksunluk milyonlarca insanı pençesine alıyor. Tüm bunlar emek ile sermaye arasındaki çelişkiyi gün be gün keskinleştiriyor.

Kapitalist kriz öte yandan emperyalistler arasındaki çelişkilerin derinleşmesine neden oluyor. Sömürü ve yağma alanları üzerine egemenlik mücadeleleri savaş ve saldırganlık politikalarının tırmanmasına yol açıyor. Milyonlarca insanın yaşamını cehenneme çeviren Suriye ve Libya savaşları ile Ukrayna krizi bunun en çarpıcı örnekleri.

Tırmandırılan emperyalist savaş ve hegemonya mücadeleleri emperyalistler ile mazlum emekçi halklar arsındaki çelişkiyi de derinleştiriyor. Emperyalist yağmacılara karşı halkların öfkesini büyütüyor.

Emperyalist sömürü, savaş ve yağma politikaları sadece insanlığı yıkıma uğratmıyor. Bir bütün olarak doğayı ve çevreyi de felaketin eşiğine sürüklüyor. Bilim insanları, böyle giderse insanlığın geleceği ile birlikte bütün bir doğanın geri dönüşü olmayan bir sürecin içerisine gireceğini vurguluyor.

İşçiler, emekçiler!

Günümüz Türkiye’si dünya çapında yaşanan bu gelişmelerin dışında değil. Türkiye kapitalizmini pençesine alan ekonomik krizin ağırlaştığı, buna bağlı olarak sömürü ve baskı politikalarının yoğunlaştırıldığı bir dönemden geçiyoruz. İşçi ve emekçiler açlık sınırında ücretlere çalıştırılıyor. Çalışma ve yaşam koşulları cehennemi aratmıyor. Krizle birlikte yoğunlaşan işten atma saldırısıyla işsizlik devasa boyutlara ulaşmış durumda. Yaşam koşullarının her geçen gün ağırlaşması, emekçilere kesilen vergilerin artırılması vb. yoksulluğun kronikleşmesine yol açıyor.

Dinci-faşist iktidarın seçimlerin hemen ardından açıkladığı “Yeni Ekonomi Programı” ise, işçi ve emekçilere dayatılan köleliğin yeni bir boyut kazanacağını gösteriyor. “Reform paketi” denilen bu sosyal yıkım programında kıdem tazminatı hakkının gaspından zorunlu BES’e, vergi yükünün artırılmasından fonların yağmalanmasına kadar bir dizi saldırı yer alıyor.

İşçi ve emekçilere yönelik saldırılar bunlarla da sınırlı değil. Faşist baskı ve zorbalık adeta zıvanadan çıkmış durumda. Tek adama dayalı dikta rejimini kurumsallaştırmaya çalışan Erdoğan yönetimi grevleri yasaklıyor, hak arama eylemlerine yönelik terör estiriyor. Kendisine muhalif her sesi zorbalıkla susturmaya çalışıyor.

Dizginlerinden boşalan bu saldırganlıktan en büyük payı da kardeş Kürt halkı alıyor. En doğal ve en meşru hakkı olan ulusal özgürlük ve eşitlik istemi baskıyla, terörle, tutuklamalarla, katliamlarla boğulmak isteniyor. Irkçı-şoven histeri tırmandırılarak, aynı tezgahta çalışan Türk ve Kürt emekçiler arasına düşmanlık tohumları ekilmeye çalışılıyor.

İşçi ve emekçiler kendilerine dayatılan azgın sömürüyü, köleliği ve krizin faturasını reddetmeli, faşist baskı ve zorbalık karşısında “sınıfa karşı sınıf “eksenli bir direniş hattı örmelidir. Zira aksi her durum kapsamlı bir yıkım ve cehennem koşullarını aratmayan yaşam koşulları anlamına gelmektedir. Bu nedenle yaklaşan 1 Mayıs sürecini bir hesaplaşma günü olarak değerlendirmeli, sömürüye, krizin faturasına ve kölelik dayatmalarına karşı biriken öfkesini 1 Mayıs alanlarında ortaya koymalıdır.

Gençler!

İçinden geçmekte olduğumuz karanlık dönemde toplumun genç kesimlerini de hedef alan bir dizi saldırı yaşanıyor. Eğitimin paralı olması, içeriğinin gericileştirilmesi, diplomalı işsizliğin kitlesel boyutlara ulaşması, gerici kuşatmanın yanı sıra gençliği hedef alan uyuşturucu ve yozlaştırıcı uygulamaların dizginlerinden boşalması ve tüm bunların üzerinde yükselen geleceksizlik, gençliğin en temel sorun alanlarını oluşturuyor.

“Dindar ve kindar” nesiller yetiştirmeyi hedefleyen dinci-faşist iktidarın gençliği hedef alan saldırılarını kesintisiz sürdüreceğinden kuşku duymamak gerekiyor. Zira, gençliği teslim almak onlar için faşist tek adam rejiminin toplumsal tabanını güçlendirmek anlamına geliyor.

Gençler! Gerici-faşist kuşatma ile özgürlüklerinizi boğan, sizleri geleceksiz bırakan sermaye düzenine ve onun dümenini tutan dinci-faşist iktidara karşı 1 Mayıs, önemi bir mücadele günü olarak önümüzde durmaktadır. Gençlik 1 Mayıs alanlarında işçi sınıfı ve emekçilerle omuz omuza yerini almalı ve sermaye düzenine karşı taleplerini haykırmalıdır. 1 Mayıs’ı gençliğin gücünü ve öfkesini gösterdiği bir kavga gününe çevirmelidir. Gençliğin geleceğine ve özgürlüğüne sahip çıktığını sermayeye ve onun hizmetine koşan dinci-faşist iktidara göstermelidir.

Emekçi kadınlar!

Sermaye düzeninin ve dinci-faşist iktidar bloğunun gerici uygulamaları en çok da emekçi kadınları etkilemektedir. Çifte sömürü, baskı, şiddet, aşağılama, taciz, tecavüz saldırıları ve kadın cinayetleri her geçen gün artmakta, kadına yönelik gerici politikalar bu saldırıların daha yoğun yaşanmasına yol açmaktadır.

Ağırlaşan krizin faturası ilk olarak emekçi kadınlara kesilmekte, üretim sürecinin dışına ilk onlar itilmektedir. Sömürünün en katmerlisini fabrikalarda yaşayan emekçi kadınlar, işten atma saldırısıyla da yıkıma sürüklenmektedir. Krizin derinleştirdiği sosyal sorunlar ve toplumsal çürüme en çok emekçi kadınları vurmakta, en büyük bedeli kadın cinayetleriyle, cinnet saldırılarıyla, intiharlarla, taciz ve tecavüzlerle emekçi kadınlar ödemektedir.

Emekçi kadınlar tüm bu saldırılara karşı 1 Mayıs’ta erkek sınıf kardeşleri ile omuz omuza sermayeye karşı mücadeleyi büyütmelidir. 1 Mayıs alanlarında emekçi kadınların büyüyen öfkesini dosta düşmana göstermelidir.

İşçiler, emekçiler, gençler!

Partimiz 2019 1 Mayıs’ının sermaye düzenine karşı görkemli bir direniş günü olarak örgütlenmesi için sizleri safları sıklaştırmaya, mücadeleyi büyütmeye ve sınıf barikatlarını güçlendirmeye çağırmaktadır. Çünkü, sermaye düzeninin ve dinci-faşist iktidarının kölelik dayatmaları, faşist baskı ve terörü başka türlü püskürtülemez. Çünkü, yaşamı cehenneme çeviren sömürü zincirleri başka türlü kırılıp atılamaz.

Sınıfa karşı sınıf, düzene karşı devrim, kapitalizme karşı sosyalizm!

Yaşasın 1 Mayıs! Yaşasın sosyalizm!

Yaşasın proletarya enternasyonalizmi!

Türkiye Komünist İşçi Partisi
Nisan 2019