TÜSİAD’dan seçimlerle ilgili eleştiriler ve yıkım programı dilekleri

TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi toplantısında söz alan sermayedarlar yapısal dönüşüm adımlarının hızla hayata geçirilmesi beklentilerini dile getirerek, iç ve dış siyaset alanına dair eleştirilerde bulundu.

Türkiye büyük burjuvazisinin önde gelen örgütü TÜSİAD’ın Yüksek İstişare Konseyi (YİK) toplantısında YİK Başkanı Tuncay Özilhan ve TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Simone Kaslowski, ülke ve dünyadaki durumu değerlendirdi.

Sermayedarlar, seçimlerin gündemden düşmemesini eleştirdikleri konuşmalarında, ‘Yapısal Dönüşüm Adımları’ adlı işçi sınıfı ve emekçilere dönük sosyal yıkım ve saldırı programının derhal uygulanmaya başlanması dileklerini bir kez daha ortaya koydu. Sermayedarlar, “ayrışma/kutuplaşmanın bir kenara bırakılması” ve AKP şefi Tayyip Erdoğan’ın “Türkiye ittifakı” çağrısına vurgu yaptılar.

Ekonomide, iç ve dış siyasi yapıda sıkışmış durumdayız”

Anadolu Grubu’nun CEO’su, Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Tuncay Özilhan, demokrasinin önemi üzerine vurgularla başladığı konuşmasında seçimlerin yenilenmesi üzerinden “Seçim kanununda ve uygulamadaki aksaklıkların seçimler sonrasında değil öncesinde giderilmesi, idarenin sorumluluğundadır” diyerek eleştiride bulundu. Sözlerini “ekonomide, iç siyasi yapıda ve dış politikada sıkışmış durumdayız” diye sürdüren Özilhan, 2007’ye kadar “parlak günler” yaşadıklarını ancak sonrasında ekonomiyi çevreleyen sorunların arttığını anlattı. Küresel Rekabet Endeksi’nde Türkiye’nin 140 ülke arasında 116. sırada olduğuna değinen Özilhan, pazar büyüklüğünde ülkenin 13. sırada olmasına karşın pek çok başlıkta alt sıralarda yer aldığını söyleyerek ülkenin potansiyelinin gerçekleştirilemediğini ifade etti.

Cumhurbaşkanlığı sistemi henüz oturtulamadı”

“Ekonomideki sıkıntıları aşmak için önce yönetim sistemimizdeki sıkıntıları aşmamız gerekir” diye sözlerine devam eden Özilhan, 2007’den bu yana 15 kez sandık kurulduğunu, “toplumsal uzlaşı sağlamak için” yapıldığını öne sürdüğü bu seçimlerin, bunu yerine getiremediğini belirtti. Önceki YİK toplantısında olduğu gibi rejim değişikliğine dair eleştirilerini yineleyen Özilhan, “Cumhurbaşkanlığı sisteminin kurumsal yapısı henüz oturtulamadı. Bu da, her alandaki sorun alanlarının üzerine etkin biçimde gidilmesini engelliyor” ifadelerini kullandı.

Hegemonya mücadelesinin ortasına çekiliyoruz”

“Küresel güç dengesi uzunca bir süredir batıdan doğuya doğru kayıyor” diye dış politika alanına dair konuşmasına devam eden Özilhan, “İki farklı blok arasında giderek yükselen bir hegemonya mücadelesi yaşanıyor. Ülkemiz de bu durumdan etkileniyor. Hegemonya mücadelesinin ortasına çekiliyoruz” dedi. Dış politika ve askeri alanda ilişkilerin uzun vadeli çıkarlara göre oluşturulduğunu söyleyerek “Bu nedenle ittifaklar kolay kolay değişmez” diyerek ‘üstü kapalı’ eleştiride bulundu. Dış politika alanında AB ve ABD ile yaşanan gerilimlere, bunun ekonomiye yansımalarına da değinen Özilhan, “Ekonomik olarak zayıf olan, finansman sorunu çeken, tasarrufları yatırımlarını karşılayamayan ülkeler, ekonomileri güçlü olan ülkelere tabi hale gelirler. Bunun tersini düşünmek hayalciliktir” dedikten sonra Türkiye’ye ve ülkedeki güvenin tesis edilmesi üzerinde durdu. Özilhan, AKP şefi Tayyip Erdoğan’ın “Türkiye ittifakı” çağrısına verdikleri önemi ifade ederek “Kutuplaşmayı bitireceğiz” vurgusuyla konuşmasını noktaladı.

Kaslowski’den ekonomik adımları hemen gündeme alma vurgusu

Organik Holding’in Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı, TÜSİAD YK Başkanı Simone Kaslowski de seçimlerin yenilenmesiyle ilgili eleştirilerle sözlerini başlayarak “Son 2 senede 4 adet seçim gerçekleştiriyor olmamız, reform gündemine ve makro ekonomik konulara odaklanılmasını zorlaştırmıştır” ifadelerini kullandı.

Sonrasında küresel gelişmelere değinerek sözlerini sürdüren Kaslowski, “dış politikada zorlu süreçlerin eşiğindeyiz” diyerek şöyle konuştu: “F-35 beşinci nesil savaş uçakları ve S-400 hava savunma sistemi etrafında yaşadığımız sorunlar, Kıbrıs ve Doğu Akdeniz Bölgesi’ndeki doğal gaz yatakları ile ilgili konular, Suriye meselesinin nasıl sonuçlanacağı, Avrupa Birliği ile geleceğimizin nasıl olacağı konuları karşımızda duruyor. Bu mevzular eninde sonunda diplomasi ile çözülecektir. An itibari ile bu konular ekonomimize giderek artan bir oranda olumsuz yansıyor. Bu riskleri, başta banka ve finans sektörü olmak kaydıyla, ekonomik reformları hemen gündeme alarak ve etkili şekilde uygulayarak en aza indirebiliriz.”

Ekonomi programında ekonomi yönetimimizi destekleyeceğiz”

AB ile ilişkilerin geliştirilmesine, serbest piyasa ekonomisinin korunmasına vurgular yaparak konuşmasına devam eden Kaslowski, ekonomi alanına dair “reform” beklentilerini şöyle ifade etti: “Ekonomiyi güçlendirmek, finansal istikrar sorunumuzu çözmemiz ve rekabet gücümüzü artırmamız gerekiyor. Sermaye piyasaları, vergi, işgücü piyasası, eğitim gibi alanlarda reformların hızla başlaması gerekli. Bu reformlar orta vadeli sonuçlar doğuracak olsa bile kısa vadede güven arttırıcı etki yaratacaktır. Bu doğrultuda atılacak adımlarda ve ekonomi programının yürütülmesinde ekonomi yönetimimizi destekleyeceğiz.”