“Durduramayacaklar halkın coşkun akan selini!”

Direniş her gün büyüyen diri bir mücadele inancıdır. Yasağın ve yasaların karşısına dikilen dinamik bir gençlikte gizlidir direniş ve gelecek onun ellerindedir. Karanlığa teslim olmayan, emek veren ve üreten tüm kitleler için haykıran, sömürüye, baskıya ve faşizme boyun eğmeyen tüm kitleleri sokağa dökecek inancı büyütmeliyiz içimizde.

Türkiye’de iplerin sıkı sıkıya gerilmiş olduğu, Kürt sorununda “çözüm süreci” aldatmacasının revaçta olduğu, dinsel gericiliğin dayattığı uygulamaların eğitimde, toplumsal ve günlük yaşamda zirveye tırmandığı, kadın sorununun her zaman olduğu gibi ön planda olduğu bir dönemdi, 2013 baharı…

Yıllarca süregelmiş bu baskıcı ve gerici ortam siyasal, sosyal ve kültürel bunalımı gittikçe derinleştirmekteydi. Dinsel-gerici iktidarın baskı ve zorbalığı sosyal mücadele saflarını sürekli büyütmüş, öfke ve tepkiyi patlayacak noktaya taşırmıştı. Nihayet Taksim Gezi Parkı’nda AKP’nin parkı ve doğayı korumaya çalışanlara yönelik zorbalığı beklenenin ötesinde bir patlamayı tetikledi.

Haziran Direnişi olarak tarihe kaydedilen bu sosyal patlama etkili, soluklu ve kendiliğinden gelişen bir niteliğe sahipti. Ülkenin dört bir yanında, bastırılmış, susturulmuş, karşı koyamayan yüz binlerce insanın beklenmedik bir biçimde sokağa aktığı ve karşı koymak için haykırışa geçtiği bir büyük hareketti. Kadın sorunu, çevre duyarlılığı, yaşam tarzı hassasiyeti, demokratikleşme isteği vb.den doğan heterojen bir kitlenin kendi talepleri ve mücadelesiyle sahneye çıkmasıydı. Bu heterojen kitlenin ortak paydası ise baskı ve zorbalıkta sınır tanımayan dinci-gerici hükümete karşıtlıktı.

Haziran Direnişi geniş kitlelerin ayağa kalkması yönünden oldukça önemli ve öğretici, değerli ve şevk vericidir. Fakat aynı zamanda düzenin kökten değişimi ve gerekli taleplerin haykırılması adına programsız ve yönsüz kalmıştır. Nedir ki kendiliğinden bir sosyal patlamanın önderlik ve program açısından zayıflığı, harekette geçmiş kitlelerden ziyade öncülük iddiası ve sorumluğu taşıyan siyasal öznelerin kusurudur. Haziran Direnişi, kendiliğinden bir hareketin belirli koşullarda oynayabileceği rolü hakkıyla yerine getirmiştir. Yanı sıra bu hareket devrimci öznelere yarınki daha büyük, daha etkili, daha gür sesle taleplerini haykıran, mücadele etme inancını büyüten ve en önemlisi devrimci nitelikte olan kitle hareketlerine hazırlanma sorumluluğunu hatırlatmıştır.

Devrimci gençlik örgütlenmeleri payına direnişin en önemli yanı ise şüphesiz gençliğin direnişe yığınsal ve aktif katılımıdır. Gençliğin bu tutumu nedensiz değildir. Gençlik katı bir geleceksizlik dayatmasıyla yüz yüzedir. Eğitimin alabildiğine ticarileştirildiği, bilimselliğin ve eşitliğin tümden ortadan kalktığı koşullar geniş gençlik kesimlerinde sürekli bir tepki biriktirmektedir. Dolayısıyla gençliğin 2013 Haziran’ında sokaklara akması şaşırtıcı olmamıştır. Elbette ki gençlik karanlığa teslim olmayacak ve gücünü, iradesini sokaklarda gösterecekti. Bu hareketin yükünü taşıyan, harekete talepleri ile yön verenler, direnme ruhunu aşılayanlar gençlerdi. Örgütlü geçler, genç işçiler ve ölen gençler...

Egemenlerin uzun süren mahkeme süreçleri, türlü türlü karanlık yalanlar vb. ile ölümlerinin üstünü örtmeye ve acısını hafifsetmeye çalıştıkları gençleri Gezi’nin 6. yılında anmamak ve onların güzelliklerine dokunmamak büyük haksızlık olacaktır.

Daha küçük bir çocuk olan Berkin Elvan, hepsi daha çok genç olan Ali İsmail Korkmaz, Mehmet Ayvalıtaş, Abdullah Cömert, Ethem Sarısülük, Ahmet Atakan… Hayatını kaybeden bu gençlerin hepsi neredeyse bizim yaşımızdaydı ve içlerinde dünyayı değiştirmeye dair inançlar taşıyorlardı.

Sürüyor, sürecek mücadeleniz…

Bu düzen gücünü sandıktan ve sandık üzerinden kurduğu baskıdan almaktadır. Biz gençleri sandık üzerinden uyuşturmaya çalışan ve düzene hiçbir zaman tam anlamıyla karşı koymayan muhalefet de bunun bir aracıdır. Düzen muhalefetinin ve ona eklemlenen sandık solcularının çizgisi geniş gençlik kitlelerini düzen içine hapsetmek, gençliğin enerji ve dinamizmini bu bataklıkta tüketmekten ibarettir.

Oysa ki direniş sokaktadır. Direniş hayır diyebilme gücündedir. Direniş her gün büyüyen diri bir mücadele inancıdır. Yasağın ve yasaların karşısına dikilen dinamik bir gençlikte gizlidir direniş ve gelecek onun ellerindedir. Karanlığa teslim olmayan, emek veren ve üreten tüm kitleler için haykıran, sömürüye, baskıya ve faşizme boyun eğmeyen tüm kitleleri sokağa dökecek inancı büyütmeliyiz içimizde. Düzeni toptan alaşağı edecek yarınki mücadelelerde bu ruhu yaşatacağımıza inanmalıyız.

Ne demişti kitleler: “Bu daha başlangıç!” Unutmayalım, irade varsa yol da vardır!

Ege Üniversitesi’nden bir öğrenci